29 Aralık 2016 Perşembe

Ankara, kar ve tatlı bir anı :)

Sizlere kısa ve tatlı bir olay anlatmak istiyorum. Bugün sabah namaza kalktığım sıralar saat 07:00 civarı pencereden bir bakayım dışarı ne alemde dedim. Gece yatmadan evvel kar yağıyordu zira. Başımı salonun camından bir uzattım benim ömrüm boyunca belki de gülümsetecek bir hadise gördüm. Bir çift karı koca. Birinin elinde kürek vardı. Karları temizlemişler arabayı çıkarabilmek için. Adam arabayı temizliyor bir yandan. Kadın da kürekle onu seyrediyor. Sonra adam kadına döndü fotoğrafımı iyice çektin demi? He he  her yönden çektim Işığın altında da çektim diyor. Beni bir gülme aldı. Çok hoşuma gitti. Siz çıkın o saatte karları temizleyin dakikalarca birde fotoğraf çekilin.  Enerjilerine hayran kaldım açıkçası. İnsanlar sabahları işe giderken mutsuz ve somurturlar bazen ya. Bunlar tam tersi :)
Ya siz ne kadar güzelsiniz öyle. Maşallah nazar değmesin. Sabahları neşeli olan insanları seviyorum. Aynı binada oturuyoruz fakat tanışmadık henüz onlarla. Malum Büyükşehir ve komşuluk çok zor kavramlar. Ankara'ya taşındık malum. 1,5 yıl oldu. Burayı seviyorum. Yani malum küçük şakın yerler bana, fıtratıma çok ters. Bazı insanlar gürültüyü kalabalığı şehrin karmaşıklığını sevmezler. Ben aksine küçük sakin yerlerde yapamıyorum. Eskiden denizsiz de yapamazdım. Fakat onu aştık galiba :-P insan kabullenince herşey daha kolay. :)) 
Elhamdülillah her halimize.  
Uzun olmayan bir vakitte yine gelicem. 

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Bartına Hoşçakal

Merhaba!
En son ki yazımda Amasradan bahsetmiştim. Ve birazcıkta Bartın'dan bahsedeyim gitmeden dedim. 
Bartına bir türlü ısınamadığımı söylemişmiydim? Tamam küçük ve şirin bir şehir. Aslında sevilse güzel bir şehir. Fakat ne bilim Herşeyin çok Pahalı normal Şehirlerden 2 kat Pahalı bir şehir hatta. 
Öncelikle Bartın da sebze ve meyve kıtlığı var sanki. Onu Anlatayım. Çok lezzetli olmamakla beraber çokta Pahalı. Normalin de üstünde. Haftada iki gün pazarı var. Köylü teyzelerden Oluşan bir pazar. Satıcılar erkek değil. Hep teyzelerden Oluşan bir pazar. Herkes kendi diktiğini yaptığını Satıyor orada. Tabi Satıcı hep kadın olunca daha pazara yaklaşmadan bir uğultu geliyor oradan. Çok sesli bir ortam :)) 
Yeşillik ağırlıklı olmak üzere geneli hep aynı biber kabak Patlıcan Salatalık domates.... Vesaire. Yaz sebzeleri yaz meyveleri. Aslında ilk düşündüğümüz bunlar bahçe işi el emeği çok lezzetli olur diye. Ama malesef öyle olmuyor işte. Şimdiye kadar öyle dört dörtlük lezzeti tam yerinde yiyemedik. 
Ben Akdeniz çocuğuyum. Ve Akdenizli bir insanın damak tadı fazla gelişmiş olur. Mersin'in o birbirinden lezzetli meyveleri sebzeleri ve Hatay'ın o çok meşhur yemekleri Arasında büyümüşümdür. Ondan dolayı da böyle yerlerin lezzeti bizi açmıyor. Kendi memleketlerimizi Çokça arıyoruz. 
Gelelim insanına. Elbette ki her şehrin her milletin kendine göre iyisi var kötüsü var. Size bi kaç başıma gelen hadiseden bahsedeceğim şimdi. Birkeresinde çarşıya gitmek içim otobüse bindim. Hınca hınç dolu bir otobüs rast geldi. Kucağımda Muhammed Bilal sıkı sıkıya tutundum demirlere. Bir tane teyze 12 yaşlarında bir kız çocuğuna (yanında da nenesi oturuyor) "kızım hadi kalk nenenin kucağına otur da bak ablanın kucağında bebek var o da senin yerine otursun" dedi. Yaşlı teyze gökgürültü sesiyle " sananeee kimse benim kızımı yavrumu kaldıramaz. Istediği yere oturur sanane bundan" diye bağırdı. Teyze Şaşkın "bu Hanım'ın kucağında bebek var düşsün mü" diyince yaşlı teyze " düşerse düşsün banane" dedi :) ve tabi tüm otobüs izliyor. Bi tane adam arkadan " ben
kalkayım mi" diye soruyor. Ordan başka bir Hanım "bende kalkayım mı?" Diye soruyor. Yalnız
sadece soruyorlar. Oturdukları yerden ben kalkayım mı :)) Allahım ya. ;) 
Yok yok lütfen zahmet etmeyin dedim. Tabi bu arada yolu yaraladık. Çünkü zaten mesafeler kısa burda. Ve ben ne zaman otobüse binsem bi yere gitmek için hep öyle ayakta kaldım. Açıkçası halkı duyarsız ve Acımasız malesef. Yer veren oldu bi kaç defa ama onlar dışardan gelmiş okuyan öğrencilerdi. Yerli değillerdi :))
Ama neyseki burda da Allah karşıma çok dost canlısı yardımsever 3-5 insan çıkardı karşıma. Onlara dedim ki sizi tanımasam bu Bartınlıları hiç sevmezdim dedim. Onlarda kabul ediyorlar. Buranın halkı böyle diye. 
Beni burda evlerine davet eden dost canlısı Bartınlıların çok Cömert ve ikramdan hiç kaçınmadıklarını gördüm. Boğazlarına çok düşkün buranın halkı. Sen burda kalsaydın seni Şişko yapardık diye takıldılar. Hakikaten burda kilo aldım. Çok misafirperverliklerini gördüm. :) 
Esnafı ise geneli asık suratlı ve eyvallahı olmayan kimseler. Bir esnaf için güleryüzlülük esastır aslında. Alırsan al almazsan git tarzında bakışlar :)  
Evimin arkasında iki market var. Biri daha yakın. Diğeri ise biraz daha uzak. Ama o kadar Güler yüzlü tatlı dilli insanlar ki uzak olmasına rağmen hep oraya gidiyoruz. Güleryüz insanı çekiyor net! :)
Apartmanım çok sorunlu. Bütün kavgayı gürültüyü seven insanlar nasıl aynı binada toplanmış merak ediyorum. Asansörde bir komşuya karşılaştım geçen. Ilk defa görüyorum kendisi evde durmuyor çalıştığı için. Merhaba dedim Karşılık dahi vermedi. Allahım ne film insanlar var ya ;-))
Bi keresinde bir komşum geldi bi tanesini Kötüledi. Daha sonra diğeri geldi onu kötüledi. Ve birbirlerinden de çıkmıyorlar. Hiç biriyle samimiyetim olmadı çok şükür. Tabi ki Rabbim bir Tane de ço tatlı bi komşu çıkardı. O da bana yetti zaten.
Şimdilik bunlar yetsin. Kaldığımız maceraya Ankara ile devam etmek üzere Hoşçakal sevgili okuyucu. 🙋🏼


27 Temmuz 2015 Pazartesi

Amasra

Ah bu benim Gecikmiş yazılarım. Ah bu ben. 
Evet. Herkese merhaba. Yine geç kalınmış bir yazı ile herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.( çok mu resmi oldu ne) :) öncelikle iki haberim var. Birincisi başlıktan da anlaşıldığı gibi Amasra'ya gittim. Ve tam 1,5 ay geçmiş bile. Ikincisi Bartın maceram burda son buluyor ve Ankara'ya taşınıyorum yakın bir zamanda. Hayat çok hızlı ve enteresan bir şeysin sen. :) 
Gelelim Bartın'a. Buraya tam alışmıştık tam sevmiştik hatta çok harika dostluklar oluşmuştu ki  Rabbim bu hayatın fani olduğunu Dünya'ya bağlanmamamız gerektiğini her güzelliğin bir sonu olduğunu Ankara olayıyla bizlere hatırlattı. Ben Lafı çok uzatmadan Amasradan bahsedip fooğraflarımı ekleyip gideceğim. Fakat kısa zamanda tekrar gelip bartın insanı hakkında bi yazı yazmak istiyorum. Zira burda pekte iyi tecrübeler Yaşadığımı söyleyemeyeceğim. 
İşte size muhteşemmm Amasra.
 cok kucuk ve sirin bir yer. toplmda 1 saatte her yeri gezip bitirilir.
 ortanca gorunce cekmeden duramayanlardan misiniz? masallah barekallah.
 binbir turlu ahsap hediyecikler satan dukkanlar..


 boyle de sirin bi sokagi var.
ve deniz :)

 en tatlilarindan biri de buydu sanirim. ozellikle benim llgi alanim olan recel bolumu. o kadar renkli ve cesitli receller vardi ki, eridim bittim. tabi fiyatlari da guzel. abarti seklinde :) ben ilk defa taze incir receli aldim ve yedim. minnak minak yemmyesil incirler vardi.  Allahimm tadi da cok guzeldi..

Aylar sonra denizi görmek güzeldi. Hemde çook güzeldi. 
sokaklarinin hepsi denize ciktigi icin seni cok sevdim Amasra :)

26 Nisan 2015 Pazar

Bartın

Merhaba! 
11 ay oldu Türkiye'ye geleli. Ve 1 ay oldu bartınlı olalı. evet Bartın'a taşındık. 
Öncelikle 11 ay öncesine dönersek 4 uçak değiştirerek geldik. Mola vererek geldiğimiz için 3 gün sürdü. :) ama şükür Kavuştuk ülkeme. Genelde ordan gelenler ah vah ederlermiş keşke bi daha gitsek derlermiş. Fakat ben şimdiye kadar öyle bişey demedim. Diyeceğimi de sanmıyorum. Sadece bi kaç bişeyi bazen ciddi özlüyorum. Mesela insana olan saygıyı. Mesela kılık kıyafete karışılmamasını..., gibi. 
Türkiye'de ki enn çok sevindiğim şeylerden birisi helal gıda platformunun giderek fazlalaşması oldu. Gimdes büyümüş. Helal sertifika alan firmalar çoğalmış. TSE de veriyor fakat ben çok güvenmiyorum ona. Bi durumlarıma göre Avrupa standartlarına göre değerlendiriyormuş ve %3 oranında alkole izin veriyorlarmış. Bunu daha geniş araştıracağım ama. 
Gelelim Bartın'a. Küçük ve Şirin bir şehir. Nüfusu 100bin bile değil. Bi tane caddesi var. Bi çarşısı var. :) bi tane ortadan geçen kemer köprü var. Bartın Çayı var. Ve deniz sadece 15 km uzakta. :) 
Adını Çokça duyduğumuz Amasra'da. Henüz gitmedik tabiki. Ama gidicem emin olun :) (yani inşaallah). Bartın insanını henüz anlamış Değilim. 1 Ay'ı geçti ben buraya taşına. Henüz apartmandan kimse gelmedi. Sadece bir tane yan komşu bi kaç kere kapımı tıklayıp bi ihtiyacın var mı dedi Sağolsun. Insanları sanırım biraz soğuk. Aman neyse ney. Burası Batı Karadeniz. Sonuçta karadeniz dimi? Hep Karadeniz'e gelenek gezmek isterdim. Rabbim bizi burlara yolladı. Kısmetimiz nasibimiz buralardaymış. :) 
Pek dışarı çıkmadım geldiğimden beri. Malum daha havalar soğuk. Ve Bilal bey daha önce çok hastalandığı için aman hastalanmasın diye dışarı çıkamıyorum. Sadece arada bir Güneş çıkınca hemen fırlıyoruz dışarı. Kendisi benden önce çıkıyor. Yeter ki dışarı çıkalım mı oğlum diyim. Hemen koşup paltosunu elime veriyor. :)
Umarım daha güzel Fotoğraflar çekebilirim. Aylar oldu. Fotoğraf makinemi elime almadım. 






16 Nisan 2014 Çarşamba

Neden bu kadar özenti bir milletiz?

Yazı bolca serzeniş içermektedir!
Merhaba. Bir kaç haftaya inşaallah Rabbim nasip ederse Türkiye yolculuğumuz başlayacak!(alkiş ve çığlıklar)
Fakat kaç zamandır aklımda olan bir kaç hususu burda ne zamandır paylaşmak istedim. Şükür vakit bulup yazabilecem. Iki sene önce Amerika'ya geldiğimde, burda ki bir arkadaş, "falancanın baby showerına gittik" derken duydum ilk bu terimi. "Neye gittiniz?" "Baby shower"  bense bunun ne olduğunu ilk defa o zaman öğrendim. Amerika da çok yaygın bir adet imiş, doğumdan bir kaç ay önce, anne bir çeşit parti düzenliyor doğacak bebek için, yemekler içmekler, meyvesular, hediyeler,.... Klasik şatafatlı bir çeşit davet. Ben bunu burda ilk defa duydum amaaa, birde ne görim. Meğersem bizim ülkede de bir hayli yaygınmış bu "baby shower" olayı. 
Şöyle bir İnternete göz attıdığımda ufak bir araştırma ile, nerdeyse bir çok blogda bununla ilgili birkaç post gördüm. 
Öncelik anlamadığım şu 1- neden bunun bir Türkçe adı yok?
2- tıpkısının aynısı Amerikalılar'dan kopya etmek zorunda mısınız? (Okuduğum kadarıyla baby showerda oynanan oyunlara varana kadar tıpkısının aynısı)

Ne oldu bizim adetlerimize? Osmanlı geleneklerine bakıldığında, bebek görmeye doğumdan sonra gidilir, anneye moral olsun diye hediyeler alınır, yasinler okunulur, gümüş bardaklarda şerbetler ikram edilir,... Hele birde akika olayımız var ki dinimizde! Herşeyde on basar. O kesilen et ile mükellef davetler verilir.  Bütün bunlar doğumdan sonra olan olaylar. 
Allah aşkına sorarım size, doğum öncesi hani şu baby showerınız varya, hediye alıp gittiniz anneye verdiniz, hadi diyelim o bebek doğmadı? Hadi doğumda bişi oldu yada doğumdan önce? Hiç mi bir insan bu ayrıntıyı düşünmez? Bunlar benim aklıma takılanlar. Tabi diyebilirsiniz, sanane ne ki bundan, insanlar istediklerini yapamazlar mı. Valla ben üçü beşi anlamam, böyle tıpkısının aynısı olması hele de bir hristiyan adetini böyle adıyla hemde,kopyalamak bana cazip gelmiyor, hoşuma da gitmiyooor. 
Ne bilim ya insan sinir oluyor, neden kendi kültürümüzü başkalarına tanıtamıyoruz? 
Meselaa başka bir ayrıntı da şu, ben küçükken Ablamlar annem hep yaparlardı şu günümüzün meşhur muffin denilen olayını. Ve adı da kağıtlı kek idi. Onun adı olmuş muffin, eğer kağıtlı kekin üstüne mahallebi, yada krema tarzı bişi konulursa, kremalı kağıtlı kek yada pudingli kağıtlı kek denilirdi. Onun adı da olmuş cupcake! Tövbe yaa
Bunlardan çok sıkıldım açıkcası!
Allah cümlemize akıl fikir versin, bizi neslimizi batı özentisi olmaktan korusun.

29 Ekim 2013 Salı

Amerika da yiyecek icecek :-/

Merhabalar!
En son ki yazdigim yazi da, bir sonraki yazim burda ki  yiyecek iceceklerden dilim dondugumce bahsetmeye calisacagim demistim. kaldigim bu surec icinde neler ogrendim, nelere dikkat etmemiz gerek bahsetmeye calisacagim.. Belki olurda burda yasayipta bunlardan faydalanamak isteyen kisiler olabilir efendim..

Oncelikle, yazima sunu belirterek baslamak istiyorum. Piyasada ki   onlarca yiyecegi icecegi yememek benim zaten aliskin oldugum birsey. kendimi bildim bileli Turkiye de ki abur cuburlardan kacindik. Allah'a binleerce sukurler olsun, annemizden babamizdan Allah razi olsun :)
Cocukkenden bize ne yiyip neyi yemememiz gerektigini cok guzel bir sekilde ogrettiklerine inaniyorum.
Eh tabi bu pekde kolay degildi bir cocuk icin disarida ki cikolatalari, cipsleri yememek malum. simdi ki nesile Masallah cook sanslilar. helal gida secenegi daha cok onlar icin. Helal marketler ardi ardina aciliyor. ve Turkiye de ozellikle "gimdes.com" un bu konuda takdire sayan calismalari var. Imrenilecek bir azimle sebatla bu isi harika bir sekilde yurutuyorlar.
Hasil kelam, Amerika da bir cok seyden kacinmak beni etkilemedi. 
Gelelim burda ki usule. bir kere yiyecekte ne varsa ise aynen ustune yaziliyor. hicbirsey saklanmiyor. ve burda Kosher'li urunleri aliyoruz hep. yalniiz isin bu noktasi iste pek bir kafa karistiran cinsten. cunki her koserli urunu de almiyoruzz! hepsi yenmiyor. her kosherli urun helal demek degildir!

 Bu yukari da gormus oldugunuz semboller paketin bir tarafina isleniyor. bu isaret olunca da basvuru kaynagimiz
sitesi oluyor. Bu site burada o kadar cok isimize yaradi ki, ne yenir ne yenmez aninda ogreniyoruz. eger baktigimiz gida bu site de yok ise mail atiyoruz en gec 2 gune donup cevap veriyorlar :)
bu da kocamaan bir sukur vesilesi. ya bu siteden haberimiz hic olmasaydi? her urunu hop mideye indirecektik belki. dusuncesi bile korkunc. 
mesela kosher jelatin denen madde, duydugumda beni cok urpertti, "aa bunda koserli jelatin var helaldir bu alalim" degilde o urunuz alinamayacagini o koser jelatinin islemden gecmis domuz jelatini oldugunu ogrendik. evet yahudilerde domuz yemiyorlar, fakat domuzun jelatini bir takim islemlerden gecince onu domuzdan saymiyip hoop mide. "Kosher jelatin Helal değildir. Kraft’s Jell-O Gelatin’de kullanılan jelatin domuz ve sığır kemik ve derilerinden yapılmakta ancak paketi üzerinde Kosher K sembolü bulunmaktadır. Bazı liberal Kosher organizasyonları bunu Kosher olarak kabul ediyor. Çünkü, domuzdan yapılmış jelatini, aslını kaybetmiş jelatin olarak düşünüyorlar. Bu bize göre yenmez bir üründür."
bu konu hakkinda cok daha detayli bilgi 
bu sitede mevcut. buradan okuyup cok cok daha detayli bilgilere sahip olabilirsiniz. benim aynisini buraya gecirmemin luzumu yok.
bu konu daha ne kadar yazar isem o kadar yazdirir kendini. mesela ekmek. :-/ 
bu konulardan bahsedip ruhumu daraltmiycam. cunki alistim. sekerli ekmekler falan. oh oh mis gibi tatlari var :-P
bir baska yazida bulusuncaya dek simdilik hoscakalin...

5 Ekim 2013 Cumartesi

Utah Utah.. (Nihayett)

14. Ayim bitecek. Burda yani Utah sinirlari icerisinde. Ve Zat-i Sahanem ancak buralari anlatabilecek. En nihayetinde bi zahmet olaraktan! Hem buralara dair anlatmak istedigim yazmak istedigim onlarca meselem var, hemde hic yok. bu nasil bir celiskidir Ya Rabbim! Fakat yazma istegi kimi zaman cok kuvvetli gelirken ve sen onu ertelersen, sonra da yazma isteginin gelmesini beklersen boyle kelimeler agzinda tikili kaliver iste. ne yazacagini sasirirsin.
Konudan cok uzaklastim. ne diyordum? Utah
Burasi daglar arasinda kalmis ulkenin bir cok yerine bayagi uzak mesafelerle dolu bir eyalet. ornegin New Yorka ucak ile 5 saat, Chicagoya 3  saat falan.Benim yasadigim ilcenin adi Logan. daha cok bir kasaba. Nufusu 50.00 civarinda. ve kar yagdimi 6 ay erimeyen cinsten bir sehir. cok asiri soguk. sadece 2 ay yaz mevsimi oluyor. tam olarak 3 ay bile degil. sicagi da yakici ve kuru tahmin edemeyeceginiz kadar cildi catlatan bir kurulukta bir sicak. Akdeniz de buyumus biri olarak ben burda ikinci kisimi gecirecegim. Bugun Ekim 5. iki gun once 3 Ekim de yilin ilk kari yagmis bulunmakta. yaklasik bir 10 dakika yagdi ve bitti sukur ki sulu yagdi tutmadi. Buranin insani aliskin dogal olarak bu soguklari. bizim gibi disardan gelenler kis gelince, hatta su aralar gelmeye baslayinca depresif bir hal aliyorlar :) kar yagicak aylarca erimeyecek uhuu falan tarzi serzenisleri cokca duyabiliriz. :)) Logan hakkinda daha fazla bilgi isterseniz su linke "http://en.wikipedia.org/wiki/Logan,_Utah " basvurabilir daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz.
Utah eyalaetinin colleri ve kanyonlari da cok meshurdur. Ha tabi Mormonlari unutmamak lazim. Amerika da yogun olarak Mormonlar Utah eyalaetinde yasmaktadirlar. Logan da sokakta gordugunuz hemen hemen her insan Mormondur. yani Mormon olmayanlarin sayisi cok az diyebiliriz. 
Bublarin kendilerine ait dinleri kitaplai vardir. her bir Mormonun en enn az 4 cocugu vardir. ve cok kucuk yaslarda evleniyorlar. icki alkol, kumar zina gunahlari islememeye cok dikkat ederler. sigara dahi icmezler. hatta ve hatta Cola da icmezler. he birde kahve de icmezler :) icerisinde kafein oldugu icin. yolda yuruyen cok genc bir cift gorursunuz yaslari ancak 20 civarinda oldugunu tahmin edersiniz. ve peslerinde en az 2, yada 3 cocugun yurudugu gorulur. :)) ve son olarak aile baglari kuvvetlidir. Mormonlar hakkinda sein anlattiklarin cok az geldi derseniz. yine su linke basvurabilirsiniz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Mormon



 Bu asagida ki fotograf Utas State universtesinin kampusunden bir manzara. evet yesilligi goz alici ve harikadir!


Evimizin cok yakininda bir mezarlik var. ve harika bakimli tertemiz bir yer :) yuruyus yapmak icin cok ideal bir mekan. orada siklikla yururum. Logan da en cok hosuma giden yer  diyebilirim.





bu golde yine Loganin sinirrlari icerisinde Secon Dam adli bir gol. bu fotogralar yaklasik 1 hafta once cekildi. hava serin ve ikindi vaktiydi. en guzel bu mevsimde oluyor bu gol. fakat kisin. agzina kadar doluyor ve sadece bir kere gittim. parmaklari mi bukememistim. cok dehset bir soguk vardi.

 cokca sincap gormek mumkun. fakat cok kaciyiorlar. fotograflamak cok zor.




simdilik buradan aktaracaklarim bunlar. fazla birsey anlatmadigimin farkindayim. mesele burda ki yiyecek sikintisindan :( helal haram noktasinda cok fazla sey var. umarim arasi cok uzun olmaz. tez vakitte gelir yine yazarim....