5 Mart 2012 Pazartesi

Güçlüymüş Gibi...


Sıkıldım güçlü gibi görünmekten. İçim düğüm düğümken başka düğümleri çözmekten.
Herkese yetişmekten ama kendime hep geç kalmaktan...

28 Ocak 2012 Cumartesi

Anlarsın





Ey Dost!
Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım
İnsanlardan buz gibi soğudum
İşte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın!

-Cahit Külebi-

 


10 Aralık 2011 Cumartesi

Gitmek Gerekir Bazen...




Sahi yine nerelerdeyim ben?
gidip gelmeler bitmiyor. hayat devam ediyor,
İnsan kimi zaman kendini yiyor bitiriyor, 
az gidiyor uz gidiyor dere tepe düz gidiyor, birde arkasına dönüp bakıyor ki
 ne görsün,
 bir arpa boyu yol gidiyor.
Şu sözü duydum ve hemen not ettim: 
''olduğu kadar, olmadığı kader...''
yeterince net ve açık mı? evet.

Gitmek gerekir bazen, fazla yormadan daha çok bıktırmadan..
Gitmek gerekir bazen, boğazında kalmış sessiz bir çığlıkla...
Ve yine zordur bazen susmak.
Sustum...
Avaz avaz sustum..

22 Eylül 2011 Perşembe

Gözünü kapat dinle.

Bu mudur?
Budur..



When I'm with you baby
  I can close my eyes
  And when I hear you
Maybe I can put my thoughts aside

   *This is the safest way
  Cause you were the boy
  Who couldn't stop dreaming
  And I was just like you
  So why not admit to me
  It's the only way for you*

  You have a word of comfort
  When I'm feeling down
  And I have words of comfort
  When you feel so down
  All you wanted to say was goodbye
  You had to get on with your life
  All you wanted to say was goodbye
  Goodbye

Son zamanlarda hep müzikmi paylaşır oldum ne.

14 Eylül 2011 Çarşamba

Ne güzel bir müzik, tınılar alıp götürüyor insanı

Güzel  tınılar  insanı dinlendirir
uzaklara götürür,
hüzünlendirir,
sevdirir,
sevindirir,
güldürür,
hoş duygular verir...




31 Ağustos 2011 Çarşamba

Fıtrata Ters Olan Şeyler...


Sorun şu ki; fıtratımıza ayrı düşen, fıtratımıza asla uymayan o kadar çok şey yapıyoruz ki şu hayatta tarif edilemez. Bazı yaptığım şeyler ne beni yansıtıyor, nede bana uyuyor.
Karakterime o kadar zıt ki off! Bile bile yapmalı bazı şeyleri.
sonunun iyi olacağını düşüne düşüne, yada ümit ede ede.
zaten bizi ayakta tutan da ümit değilmi?


Karakter farklı, yapılan fiiler farklı, fıtrat ne ister, kader ne yazar.
Sabır, tahammül, ümit, murada erme.
sanırım buraya şu söz çok güzel cuk diye oturur. 
Sabreden derviş muradına ermiş. kısmete razı ol rahat et!...
Bazı şeyler bu kadar açık ve net. evet! :(

25 Ağustos 2011 Perşembe

Bi Dört Nala At süremedik Ya Ona Yanarım!




At sürmek evet. Aslında sadece at binmek değil.
Kılıç kullanmak, ok atmak,.... Şöyle bi dört nala at sürüp, bir yandan ok atıp bir yandan kılıç kullanmak. off.. insanın aklı başından gidiyor. He birde dövüşürler ya hani. Böyle bi tekme savurur adam yüz metre havaya uçar. sonra döne döne sağlı sollu pat küt çaat.
Şu tarihi kore dizilerine sarmıştım bi ara, aman Allahımm. O nası dövüşlerdi yahu! Nasıl bir ok atış şeklidir. Nasıl güzel dövüş sahneleridir???
Sanırım hiç bi zaman kılıç kullanamayacağım :D
Şu aşağıdaki teyze gibi hiç bi zaman ok da atamayacağım

Teyzecim çok güzel ok atıyorsun, attığını vuruyorsun. kıskanıyorum seni. benden söylemesi bak bu yeteneğini geliştir. sadece film setlerinde atmakla kalm.
Bizim genlerimizde var sanırım, bu tür şeyleri yapmak, arzu etmek.
Ve yine sanırım, arkası böyle yeşillik dolu bir yerde kılıç antremanı yapamayacağım :D
Ve galiba kılıç kullanıp, ok atmak bizim hayallerde var olacak olan bir hayalsel ürün. nesne, obje, fragman, senaryo,senarist..
Vayy arkadaş! yaya gel  yaya geel. adam boyunda yay!


Ve son olarak karate, tekvando, judo, artık adı her neyse, uçan tekme falan.
Galiba sanırsam herhalde bunlarıda yapamayacağım. ;)))